Pages

Brovisman: Be The Master

Her şeyden evvel Eflatun’un Mağara Alegorisi’ni bilmek gerekirdi seni tanımlamadan önce. Ne fizik, ne aritmetik. Algı, mantar, marihuana ve illüzyon. Hepsinin sonucu gaz pedalına çökebilirdi böylece. Lastiğin altında çiğnenen taşların çığlıkları el olmuş, “bırak el-leme” feryatları ederken, kaşları yine çatık ben, senden yansıyan illüzyona aldırış etmiyorum.  Nefret ediyorum senden, alışamadım gösterdiklerine. Tutamamalıydın beni böyle, yabancılaştıramamalıydın beni kendime.

Sigaramı bırak, dökme benzini üstüne.

Her adımda sustum Levent’ten Hisarüstü’ne. Sus adım, yeter ettiğin ah. Farkındayım histerik düzlemlerdeki isimsizliğime susamışlığının. Fakat kuduran, kudurdukça kaynayan damarlarındaki katranı, kelle kesen ellerin yaptığı gibi acımasızca bastırmalı. Demokratik ortam gibi beyhude çabaları denemiş bünyeler misali, en umarsızca tutunabilecekleri ‘yaratıcısı’nı kaybettiğinde, sırtını uçuruma da susatıyorsun.


a couple of cards


Ceketinin yakalarını kaldırdıkça siper kazıyorsun, siper kazdıkça savunuyorsun. Yaşama savaşının kazılmış çukurları, yakamozların. Siperlerin ay ışığıyla doluyor. Ve anlıyorsun ki dehlizlerin bittiği yerde İstanbul seni çağırıyor.

--edit--

 being honoured...

0 yorum: