Her şeyden evvel Eflatun’un Mağara Alegorisi’ni bilmek
gerekirdi seni tanımlamadan önce. Ne fizik, ne aritmetik. Algı, mantar,
marihuana ve illüzyon. Hepsinin sonucu gaz pedalına çökebilirdi böylece.
Lastiğin altında çiğnenen taşların çığlıkları el olmuş, “bırak el-leme”
feryatları ederken, kaşları yine çatık ben, senden yansıyan illüzyona aldırış
etmiyorum. Nefret ediyorum senden,
alışamadım gösterdiklerine. Tutamamalıydın beni böyle, yabancılaştıramamalıydın
beni kendime.
Sigaramı bırak, dökme benzini üstüne.
Her adımda sustum Levent’ten Hisarüstü’ne. Sus adım, yeter
ettiğin ah. Farkındayım histerik düzlemlerdeki isimsizliğime susamışlığının.
Fakat kuduran, kudurdukça kaynayan damarlarındaki katranı, kelle kesen ellerin
yaptığı gibi acımasızca bastırmalı. Demokratik ortam gibi beyhude çabaları denemiş
bünyeler misali, en umarsızca tutunabilecekleri ‘yaratıcısı’nı kaybettiğinde,
sırtını uçuruma da susatıyorsun.
a couple of cards



0 yorum:
Yorum Gönder