“Bahçenizdeki bütün mahsulleri yetiştirmek için tek çeşme
yetmez. “
Tek bir kaynağa bağımlı olmak fikri ile bulandı midesi
beynimin. Sosyal ilişkilerin hafta sonuna yetiştirilmesi gereken birikmiş işler
olması ile bastırdım kanatları koparılmış bu sinek tadını. Yine gözümün önünden
binlerce kopuk film negatifleri geçti. En ağır küfürler gündelik konuşma haline
hoş geldi.
Tanrı vergisi ‘tanrı sevgisi’ için büyük mabetler inşa
edildi. Sonra mabedin önünde diri diri insanlar yakıldı. Bir takım kişiler
tanrı sevgisi için öldü. Kimi elmas. Kimi kömür. Yetmedi hayatın verdikleri,
daha fazlası için bütün verdiklerini suratına çarpmak durumu yaşandı.
Yetmeyen hayata imrenerek yaratmayı seçtim. Barkoddan geçen
salam dilimleri ile övünüyor olmam etrafımı ürküttü. Salamlardan kurtçuk
yarattım. Hissettim. Acizliğini gördüğüm yaratılanlarla tekrar hissettim.
İçimde bok taşıdığımı ilk defa fark etmemiştim.
Tekrar uyandığımda gözlüğümün ben uyurken gözlerimden
alındığını hemen fark ettim. Gözleri hiç bozulamayan ben, masamdan aldığım
gözlüğü, kör olan aklıma taktım ve kendimi sokağa attım. Alev alan tenim beni
tekrar başa sardı. Yakılmış kınanın etkisiyle sönen parmaklarım uyuşmuştu. Onları
göğsüme sapladım, parçalar gibi yırttım göğsümün kafesini. İçimden çıkan
yaratıklara her ışık parlak görünüyordu.
Işıklardan geriye kalanlar ise bir kâğıda sarıldı. Ve böylece
ateşten kâğıt tekrar anıldı.


0 yorum:
Yorum Gönder