Pages

Brovisman: The Intercepted



...
Kendini tarttığında, ağırlığının çoğunun bizzat yüklerinden ibaret olduğunu fark etti. Bunu fark etmek ne kadar zordu. Daha acı vereni ise, bunu kabullenmek ve bununla yaşamaya devam edebilmekti. Yanına aldığı bir çalışmayan saat, veya boş mor parfüm şişesinin verdiği mana, yüklerini hafifletmek içindi. Yanlarından geçerken kulak kabarttığı şu insanların dediği gibi ‘hırsızlık’ değildi. Hem bir insanı yaftalamadan önce onu etiketlemek gerekirdi. ‘Hırsız’ benzetmesinin şu insanlara verdiği sıcaklık, aslında yol boyunca soluklanan Mephisto’nun yırtık derisinden akan kanın sıcaklığından başka bir şey olmasa gerekti. Çekinecek bir şeyi kalmayan, belki hiçbir zaman ‘tereddüt edeceği’  gibi bir şeyi dahi olmamışlığın verdiği saf – kimileri için can havli- ve kontrolsüz güç, şu insanlara kendi gerçeğini açıklamakta pek tabi sonsuz rahatlık sunardı. Fakat istenen cevap; bunun neyi değiştireceği sorusu olmalıydı. Diye düşündü Mephisto.


Hem daha ciddi sorunlara öncelik vermesi gerekirdi. En başından beri biliyordu ki şeytan kabartmaları peşini bırakmazdı. Dağıtıcıydı, parçalayıcı. Kaderi diye bahs/şedilen şansı sürekli aynı yola çıkardı. Bir zamanlar huzurla uyunan yatağın, hasta yatağı olmasıyla birlikte kamburunun çıkması sadece örneklerden biriydi. Pencerenin önüne konan eşyaları görmeyi zorlaştıran tabiatın çekiciliği sera etkisi ise örneklerden ikincisi.
...

0 yorum: