Pages

Brovisman: Sath-ı 'Seize' Müdafaa


Yeryüzünde beslenen bir hayvan olduğum gerçeğinin dışındaki zamanlardaki feragatkâr hallerimin hatırlanmasını isterdim. Böylece faydalı yönlerimin de olduğu unutulamazdı. Aslında sadece kalleş değil; kardeştim de. Ziyanı yok. Olsa da bundan sana ne, zarar ziyan benim.

Dağıtılıp elime verildikçe uzuvlarım, acımın verdiği buhran değil beni üzen. Parça parça ‘ben’, sirkeden keskin dişler; yine savunacağım ve saldıracağım. Tereddüt edenin ciğeri solsun.

Kardeş, neden anlamıyorsun? Basit bir yaşam mücadelesi bu, genlerimden gelen değil. İnatçı olmak esaslı. Öyle çok kaybetmiş ki, kaybetmeye tahammülü yok anlamlı. Kazanmak değil; kaybetmemek nasıl ki acaba gibi, öyle meraklı.

Bi’ sus, canım; gürültünden kendi sesimi duyamıyorum. Kes artık ağzını şapırdatmayı da dinle, bir şey anlatıyorum. Tezgâha patates olarak gelen sen, çöpe nasıl sıyırılacağına karar ver bari. Kaldı ki hepimiz çöp olacağız nihayetinde, yine karşılaşacağız yaşam mücadelesinde.

Gürültüye aldırma. Yaralı bünye içindeki etobur zincirlerini kırıyor.

Hem bazı acılar dinmez zamanla, acıyı unutmak için onu başka yöne yönlendirirsin. Kanayan, sızlayan yaranın hemen yanı başına tırnaklarını geçirirsin.


Peki, canım. İçtiğim bu kadeh zaten sonuncusuydu.

0 yorum: