Yeryüzünde beslenen bir hayvan olduğum gerçeğinin dışındaki
zamanlardaki feragatkâr hallerimin hatırlanmasını isterdim. Böylece faydalı
yönlerimin de olduğu unutulamazdı. Aslında sadece kalleş değil; kardeştim de.
Ziyanı yok. Olsa da bundan sana ne, zarar ziyan benim.
Dağıtılıp elime verildikçe uzuvlarım, acımın verdiği buhran
değil beni üzen. Parça parça ‘ben’, sirkeden keskin dişler; yine savunacağım ve
saldıracağım. Tereddüt edenin ciğeri solsun.
Kardeş, neden anlamıyorsun? Basit bir yaşam mücadelesi bu,
genlerimden gelen değil. İnatçı olmak esaslı. Öyle çok kaybetmiş ki, kaybetmeye
tahammülü yok anlamlı. Kazanmak değil; kaybetmemek nasıl ki acaba gibi, öyle
meraklı.
Bi’ sus, canım; gürültünden kendi sesimi duyamıyorum. Kes
artık ağzını şapırdatmayı da dinle, bir şey anlatıyorum. Tezgâha patates olarak
gelen sen, çöpe nasıl sıyırılacağına karar ver bari. Kaldı ki hepimiz çöp
olacağız nihayetinde, yine karşılaşacağız yaşam mücadelesinde.
Gürültüye aldırma. Yaralı bünye içindeki etobur zincirlerini
kırıyor.
Hem bazı acılar dinmez zamanla, acıyı unutmak için onu başka
yöne yönlendirirsin. Kanayan, sızlayan yaranın hemen yanı başına tırnaklarını
geçirirsin.
Peki, canım. İçtiğim bu kadeh zaten sonuncusuydu.


0 yorum:
Yorum Gönder