Pages

Brovisman: Gizlenemeyen Sefalet


Hiçliğe sürüldüğüm yolu göremiyorum, gölgeler ismimi fısıldıyor gün batımı kıyılarında, geceyi dibine kadar hissediyorum. Tek nefes uzağındayım cennetinin ışığının. Ama benim için üzülme, seni terk etmiyorum.

Rüzgar ağıtlarında ismimle küfrederken, daha fazla dayanamıyorum. İnce bir çizginin üzerinde yürümeye çalışırken, gururum jilet, haklarım kiralık, hepsi bir peynire katık. Son yitik melekler ziyaretinde, ruhumun çöküşünü yazıyorum ve son kalan tutkumu siliyorum. Vakit kaybım 'asla pes etme' derken 'sil göz yaşlarını' telkininde bulunuyorum.

 Dokun. Dokun be, ezansız, tutkunun alevlerine. Kabul etmenin sızısını hisset iliklerinde, sen de. Ve susup dinle, bilgeliğini arzula mum ışığımın içinde.

Bir milyon mil ayaklarımın altında, binlercesi gözlerini dikmiş hatalarıma. Yüz'ümü aynada gördükten sonra anlıyorum ki; yansımamda hala korunacak renk varken, gri hatalarımın hangi yana devrilmiş olması önemsiz.

O halde görüyorum kaderimi, kederimi, yıkımın karşısında, ateşten kağıtlarda, havlıyorken yıldızlara; çıldırırcasına haykırıyorum, tam bir milyon mil uzaktan duyuluyorum.

 Evet. Hazırım. Şimdi, kaybetmek istiyorum.

0 yorum: