Pages

Brovisman: Laughter


“Ağzını kapama bardağın veya kapayacaksan da avucunla kapa ki sana uzak kalmayayım.”

Parçalarını kaybetsem de ‘huzur’un, çarpmadan toplarım geçmiş ile. Eksik olan tamamlansa da kimi zaman, değişmeden durmuyor ruhlar. Diğer taraftan kısıyor ışığı huzur, yetmiyor ocak başında Orhan Kemal’i dinlemek için. Perdeler indikçe gözlere ise, yalnızlığın trafik işaretleri, ellerindeki damarların karanlıkta fosforla parlaması ile yolunu bulursun. Yalnızlık da ömür boyu, bazen boyu aşıyor.

Gel gelelim ki yaz sıcağında üşüyor ve vücudunun hududunu kalınlaştırıyorsun. Hangi sigarandan içeceğine karar veremezsin de, battaniyeden feragat edip sigarayla örtünürsün ya…

Yakıp, tekrar içime hazır hale getirirsin tütününü. Ne kadar yakındır dudaklarına, ne kadar yakın onlara. Bırak kal bir yerlerde, orada.

Sarsıldıkça ateşler içinde sistemde, temmuz güneşinde, uzviyette, bir fikir âlemi içinde; hassasiyetin hiddet, kin ve gayz içinde, temizleniyorum sanıyor insan pislikleri gördükçe.


Güzel gece. Saat biri beş geçe.

0 yorum: