Pages

Brovisman: Mephisto The Falling


“Abartılı hissedişlerimizi bardağın dibine itelim” vaziyeti, izaha kâfi değil. İzahtan daha mühim olan hissetmek, hissederken mekân aramak mahkûmiyetinden sıyrılmak, bunu yaparken de zaman aramaya teslim olmayı gerektirmektir. Doksanlarda dans ederken kalmak gerekliliğini savunmak değil; aksi gibi geçmişi köktencilik ile katık edip masa örtüsünü balkondan silkelemektir.”

Kapattıkça kelimelerin ağzını, iklimini değiştirdim kelimelerin. Kitapların peygamberleri beni aforoz ettikçe ise rakamlardan itildim. Uzaklaştıkça bulutlar, (rakamlar) seslerini yükselttiler. Birer birer attıkça renklerimi üzerimden, daha kontrolsüzce düştüm. Aslında siyah yakışmazdı bizlere fakat katık edecek renk bulamadım.

Göz hak ediyorsa tarağın zinası farzdır mantığı ile denge kurmaya çalıştım. Mikrofon başına çıkardığım her Nostradamus’ u ıslıklarken ise dengemi bozan kefeler birbirinden pay kapmak için savaşıyordu. Haklının haksıza karşı hakkını aramasıydı asıl sorun. Kim haklı, kim haksızdı?

“Sus, dinlemeyi arzula, idare et bununla” diye söylenirken yüzüne su çarpmamaktı belki haksızlık olan. Bu iştiyak, ekseriya Nostradamus’ların da haberi olmadan, mikrofon başında çıldırmış, fakat ne şuur, ne de irade halinde ortaya çıkmak fırsatını bulabilmişti.


Peki, en sıradan durumlara bile katlanamayan mahalle takımım nasıl boş kümeye kadar düşmesindi?

 

0 yorum: