Berlin sokaklarının üstünü örten çarşaf, eski kelimeler gibi
ayrıntılı, ayyaş, çalıntı ve sükûnet içiresindeydi. Meph, gözlerini bu bulanık
göğe dikerken garip ufuk çizgisinde bir düş görüyordu. Bu esnada hem narin, hem
de zor kullanan bir şey hissetti sağ elinde. Daha önceden Serseri Kız’ın elini
tutuğunu farketti. Sağ avucuna daha da dikkatini yoğunlaştırdığında elinin
içinde küçük bir elin üşümemek için yumru halinde yattığını idrak etti. Minik
elin daha iyi ısınabilmesi için avucunu biraz daha kuvvetli kapattı Meph. Bunun
farkına varan kız,tepkisini tatlı bir gülümseme ile verdi.
Berlin’in gökyüzüne olan dikkatini biraz olsun dağıttı Meph
ve böylece etrafında olan bitene bir parça yoğunlaşmayı başardı. Sol elini
ısıtmaya çalışan küçük kız, kaldırımdaki çizgilere basmamak için Meph’in
temposunu bozuyordu. Meph, bu tempoya uymayı tercih etti. Yürüyüş hızını
azalttıktan sonra zamanın da bir parça yavaşladığının farkına varması, önünden
geçmekte oldukları büfeye göz atmasını kolaylaştırdı. ‘Elbette, sıcak bir kahve
içimizi ısıtacaktır” diye düşündü Meph. Büfeye yaklaştıklarında, sol elinin
parmaklarının arasında can veren sigarayı farketti. Bir yay gibi gerip işaret
parmağıyla kaldırım sınırlarının dışarısına gönderdi. Büfeden aldıkları kahveler için sağ cebini
parmaklarıyla kazıp bozuklukları çıkardı ve yaşlı büfe sahibinin önüne döktü.
Meph, arkasına döndü ve yürümeye devam etti. Serseri kızın elinin yine sağ
avucuna gizlendiğinin bu kez sonuna kadar farkındaydı. Duraklar gibi oldular ve
aynı anda kahveden birer yudum aldılar.
Yürümeye devam ettiler.
Zaman ise Berlin sokaklarında eğilip bükülüyor ve sokağın
karşı yakasındaki dairelere ulaşmayı zorlaştırıyordu. Fakat Meph için pes
etmek, görülmüşün çok dışında bir tanımdı. Bu ifadeye karşılık, ‘kararlılık’
olgusunu iliklerinde taşıyan bir anlayışa da sahipti. Bu güçlerin itişi
sayesinde kaldırımdan ilk adımı akan trafiğin içine doğru attı. Kuşkusuz, saygı
nedir bilen zaman, çiftin karşı kaldırıma geçmesine olanak tanıdı. Ayakkabılar
ise her yeni adım atışta belli belirsiz taş parçalarını eziyor ve çiğneme sesi
çıkarıyordu. Meph, bu seslerin ışığında işaretlere
ve ayrıntılara duyduğu özlemi
yatıştırdı.
Meph, görüş açısına ‘ev’inin girmesinden hemen sonra yüzünü
Serseri Kız’a çevirdi, dikkatini çekti ve çatı katındaki daireyi işaret etti.
Kız, “Güzel ve büyülü bir ev” dedi. Meph’in evinde kahvelerin tazelenmesini
umdu ve bunu Mephisto’ya açıkça ifade etti.
Mephisto, binanın kapısına vardığında sigarasının bittiğini
fark etti. Elini cebine bir kez daha daldırıp bozuklukları kızın avucuna
bırakabilmek için uzattı. Sağ eli cebinde üşüyen kız avucunu açtı, bozuk
paralar avucuna döküldü. MephSerseri Kız’a, kahveleri aldıkları büfeden sigara
almasına ihtiyacı olduğunu söyledi. Hemen dönüp karşıya geçmek için
hareketlenen kız, Meph için büyük bir özlemin simgesi oldu.
İzlenmeye değer. İzlenmek için yaratılmış olan.
Kız geri döndüğünde, hemen Mephisto’nun elini tutmak için
hamle yaptı ve bunda başarılı olduğu ile alakalı şüphe bırakmadı. İyice ayılan
Mephisto, hemen ceketine davranıp anahtarları buldu. Kilidi açmak için çevirdi,
kapanmaya meyilli kapıyı dirseğiyle tuttu ve kızın içeri kolunun altından
geçmesi için biraz gerildi. Kızın geçtikten sonra asansöre yönelmesiMeph’in
hemen tepki vermesi gerektiği anlamındaydı. Çünkü asansörü kullanmak yerine
merdivenleri kullanmalıydılar. Serseri Kız’ın elini tek hamle ile tuttuktan
sonra onu merdivenlere doğru çekti ve basamaklar teker teker çiftin altından
yer değiştirmeye başladı. Dairenin kapısına ulaştıklarında, Meph kızı sıkıca
belinden tutup kendine doğru çekti.
Serseri Kız’ın dudaklarında hissedilen dudak
Mephisto’nunkiydi. Kız da öpücüklere aynı şekilde karşılık verdi. Birkaç dakika sonra ise Meph, kızın kulağına
eğildi ve onu sevdiğini fısıldadı. Gülümseyip “ev biraz dağınık” da
fısıldadıkları arasına katıldı. Hemen sol elindeki anahtarları kapının kilidini
açmak için kullandı. Meph, içeri girdi ve kızın da ona katılmasını bekler
şekilde ona baktı. Kız da beklentiyi karşılıksız bırakmadı ve eve girdi.
Kız, evdeki ortamı çok beğendiğini söyledi. Mephisto da
beğeniyordu. Kızı. Kız, ortamdaki desenlere bayıldığını ve her şeyin-özellikle
de evin kokusunun- tam da istediği gibi olduğunu söyledi. Kız bunları söylerken
Meph pencereleri teker teker açıp temiz havanın çiftin yüzlerine çarpmasını
sağladı. Kız, soğuk havanın geldiği pencereleri farketti ve oraya doğru
yöneldi. Pencereden dışarı bakmak için pencerenin başında durdu. Mephisto da
kıza arkadan sarıldı ve bir süre pencereden sokağın sadelik kokan karmaşasına
bakmanın zevkini beraber yaşadılar.
Bir süre sonra pencereleri kapayan Meph, daha önce zihninde
defalarca işaretlediği kızın yüzünden defalarca öptü. Daha sonra kızı salonun
ortasındaki sehpanın bir adım gerisinde olan geniş koltuğa bırakarak mutfağa
hareket etti. Dolaplardaki tüm abur cuburu toplayıp salonun ortasındaki sehpaya
onları yükledi. Serseri Kız’ın yorulduğu her halinden belliydi. Yarı uykulu,
yarı yorgunluğa yenilmiş bir hal ile geniş koltuğa uzanmıştı. Hemen Mephisto da
koltuğa hareketlendi ve başını kızın dizlerine koymayı tercih etti.
Çift için güzel bir film oynamaya çoktan başlamıştı bile.
Bir süre sonra kızın uyuyakaldığını fark etti Mephisto.
Muhtemelen, kızın dizleri Mephisto’nun tıka basa sorunlarla doldurduğu
kafasının ağırlığından ağrımıştı. Bunu düşünen Mephisto, biraz zorlanarak da
olsa kızın yanından kalktı.
Eve vardıklarında umarsızca bir köşeye fırlattığı ceketine
dikkat kesildi. Ceketin bulunduğu yere yöneldi ve onu olduğu yerden aldı.
Üzerine giydi. Cepleri kontrol etti.
Eksik yoktu.
Sessizce evden dışarı çıktı ve kendini Berlin sokaklarında
buldu. Yine.
Biraz yürüdü. Biraz daha…
Kaldırımın bir köşesine çökecek kadar yorulduktan sonra
ceketinin sol iç cebinden sigarasını çıkardı. Çakmağı ceketin sağ dış
cebindeydi, ona da ulaştı.
Sigarayı hayal kırıklığıyla yaktı ve cebinden bir kalem
çıkardı.
Sigara paketine bir şeyler karaladı ve gökyüzüne doğru
kafasını kaldırdı.
Yapması gereken gri bulutların arkasında olduğuna inandığı
güneşin tekrar kendisine görünmesini beklemekti.





0 yorum:
Yorum Gönder